'türkler Orta Asya'dan Gelmedi'


Türkiye'de yaşayan insanların büyük bölümünün forty bin yıl önce de bu topraklarda yaşamış olmaları. Türklerin, temelini Orta Asya'dan alan kültür ve medeniyetini, bu arada tıbbî birikimlerini etkileyen unsurlar arasında Budizm, Mazdeizm ve Hıristiyanlık gibi geçici, İslâmiyet gibi kalıcı inançlar, vatan olarak yerleştikleri Anadolu ve İran gibi köklü ülkelerin coğrafyaları ve kültürleri sayılabilir.2 Bütün bunlar göz önüne alındığında, Türk tıp tarihinin, İslâm öncesi Orta Asya, İslâmî dönem ve Batı'ya yöneliş (çağdaşlaşma) olmak üzere üç devir içinde ele alınması gerektiği düşüncesindeyiz.

Kaşgar ve Semerkand kentleri gibi tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan kentleriyle Orta Asya, tarih boyunca insanların, ticari malların ve fikirlerin Avrupa , Batı Asya , Doğu Asya ve Güney Asya 'ya yayılmasında ana nokta oldu. Buna göre Orta Asya Özbekistan , Tacikistan , Türkmenistan ve Kırgızistan 'dan oluşur; Moğolistan ve Kazakistan 'ı kapsamaz.

Bunun yanında Hun ve Moğol İmparatorluğu gibi Asya kıtasının büyük bölümüne egemen olan, etkileri komşu Avrupa kıtasına kadar uzanan tarihsel devletlerin kurulduğu yerdir. Koloni döneminde büyük oranda Çin ve Rusya arasında paylaşılan Orta Asya, 1991 yılında Sovyetlerin dağılmasının ardından Orta Asya cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte daha fazla uluslararası ilgiyi çekmeye başlamıştır. Afganistan'ın işgali ve Amerika Birleşik Devletleri 'nin 'küresel terörle mücadele' kampanyası Orta Asya'nın Orta Doğu 'nun bir uzantısı olduğu izlenimini arttırmıştır.

Sovyet Rusya sömürgesi altındaki orta asya halklarının çoğu Türk Dil Grupları'ndan gelir. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Doğu Türkistan ve Qinghai 'de Türk dillerden olan Kıpçakça konuşulur. Oldu ama gelenlerin sayısı çok az. Gen araştırmaları bugün Türkiye'de yaşayan insanların ne kadarının Orta Asya kökenli olduğunu ortaya çıkartıyor. Hiç de Orta Asya'dan Anadolu'ya 'bir kısrak başı gibi uzanan' bir durum söz konusu değil.

Uygurların yerleşik düzene geçmesine kadar bu coğrafyada, genelde göçebe topluluklar halinde Bozkır Kültürünü yaşayan Türk topluluklarında bilimsel bir tıptan bahsetmek mümkün değildir. Türk dünyasında yaygın bir geleceği anlama yolu olan fal ile, bir kimsenin geleceğinin tespit edilebileceğine inanıldığından, kişinin ileride hasta olup olmayacağı fal yolu öğrenilebilirdi.